Yalnız Muhalif

Omuzlarının üzerinde kendine ait bir baş taşıyan, vicdanı çürümemiş kim varsa, mutlaka yolu muhalefete düşecektir; muhalefete yani tenhaya, belki uzlete. Gücün etrafında iştiyakla kümelenmiş yığınlar, içine çeker ve yutar insanı. Sürüye katılıp hiç kimseye dönüşen kişi, kimliğini kaybeder, utanamaz hiçbir günahtan; yavaş yavaş çürür, kokuşur, düzene ayak uydurur. 'Sıfır' olur yani, bazı ahvalde sıfır bile değil.

'Kurt kapar' deyip korku salıyorlar üzerimize, kırbaçlar şaklıyor tepemizde; kendi kanımızla yıkanıyoruz, sarılıp birbirimizin boğazına düşmanımızın zaferini kazanıyoruz. Yeryüzü, her fırsatta tapınacak put arayanlar tarafından koskoca bir puthaneye dönüştürüldü çoktan. Yığınların yontup parlattığı sanemler önünde secde etmek, ikbalin en kestirme yolu, mutluluğun yegane anahtarı olarak sunuluyor bize.

Bütün dillerde aynı safsata: Dünyayı sen mi kurtaracaksın? Halbuki tarihin gerçek kahramanları dünyayı kurtaramayacaklarını bildikleri halde, güzelce yenilmeye ahdederek, başkaldıranlardır. Yiyeceğimizi ağzımıza götürerek yaşıyorsak bugün, borcumuz ne büyüktür; baldıran zehri yudumlayanlara, meydanlarda ağır ağır yakılıp külleri savrulanlara, darağacında sallananlara, giyotine baş uzatanlara, idam mangasının önünde dimdik duranlara, kemend boynundayken zalime hakkı haykıranlara, hayrı zindanlarda bulanlara... İmparatorlara methiyeler düzüp iaşesini kese-i hümayuna bağlayan ve lalezarlarda şiir terennüm edenlerden kayda değer ne kaldı elimizde?

Evet, insanlık şerefini taşımak için muhalif olmaktan başka çare yok. Fakat sahtekarlığın revaçta olduğu çağımız, muhalif müsveddelerinin dahi en parlak devridir. Karşı köyün tapınağına elinde baltayla koşup kendi köyünde tapınak fahişesi olmayı en ulvi makam sayanların nutukları çınlıyor her yanda. Heyhat, kartondan aslan yapılır belki ama kartondan İbrahim olmaz! Önce kendine ve kendi mahallene yönelteceksin eleştiri oklarını. Aksi soytarılıktır. Kimin soytarısı olduğunun ne ehemmiyeti var?

Gel gör ki, insancıklar nasıl da korkar yalnızlıktan. Dört duvar gümbür gümbür üzerlerine yürüdüğünde, en güçlü görünenler bile nasıl da koşar münafık kalabalıkların kucağına. Topyekün düşmana yalın kılıç saldıracak cesareti buluruz kendimizde, yeter ki bir cemaatin içinde yerimiz olsun. Ancak, kendisi olmaktan vazgeçmemiş, boyunduruğa teşne olmayan hiç kimseye açılmaz hiçbir cemaatin mahrem kapıları. Bahçede oynamaya razı olan bile, 'acaba' dese 'haşa' diye kopar kızılca kıyamet. Demek, putlara savaş açan gerçek muhalif için yalnızlık kaçınılmaz. Ne demişti, Torino'da kırbaçlanan bir atın boğazına sarılıp çıldıran dahi: Yalnızlık, dünyanın en eski asaletidir.

Yalnız Muhalif / 25 Mart 2018

Kommentare

  1. OLMASI GEREKTIGI GIBI. DÜSÜNCE VE BAKIS ACISI OLARAK HERKESIN ISTIFADE ETMESI GEREKEN BIR KALEM. SELAM VE DUAYLA...

    AntwortenLöschen
  2. Dieser Kommentar wurde vom Autor entfernt.

    AntwortenLöschen
  3. Toplumsal hareket etmenin dogurdugu hastaliklari tespitleriniz büyük oranda dogru.Yinede bazi noktalarda duygusal refleksleriniz agir basmis. Özellikle, toplumsal olarak haraket etmenin dogurmus oldugu problemleri irdelerken, yalniz kalmanin veya hareket etmenin yegane alternatif oldugunu sunmaya calismaniz, kisaca kendi yasadiginiz döngüyü bilimsel bir gerceklikmis gibi sunmaniz subjektif bir yaklasim olmus. Oysa gercek olan birsey var ki, dünyadaki hemen hemen bütün büyük olaylar toplumlar tarafindan insa edilmistir. Evet burda toplumu harekete geciren etken bir kisinin atesletigi bir kivilcim olabilir. Bu kivilvimin atesledigi toplumlar hedefe varmistir. Bence, burada toplum icinde birey olmanin önemini irdelemek gerekiyor. Toplumlarda yozlasmaya sebep olan nedenleri irdeleyip,(kismen bunu ifade etmissiniz) toplumsal hareket etmede yozlasmanin asilacagi yollari, yöntemleri, alternatifleri, sunmak daha dogru olacaktir.Yoksa toplumsal yozlasmanin alternatifi, bireysel yasamak bireysel hareket etmek degildir.

    AntwortenLöschen

Kommentar veröffentlichen