Kurtaracaklar Bizi

Kahramanlar aldı etrafımızı; ne yapsak nafile, kurtaracaklar bizi.

Nohutu, fasulyeyi, buğdayı, eti, sütü, samanı ithal eden memleketimizde kıtlığı asla çekilmeyen şey: Kahraman.

Her kahvehane masasında, her sokak ortasında, her camii avlusunda, her bit pazarında bir kaçına rastlamak işten bile değil.

Kös vuruyorlar, dombıra çalıyorlar, kefenle geziyorlar, hançerle soydukları portakalı başuçlarına koyup kendi kurdukları yalanlara kendileri inanıyorlar, yalın kılıç oturuyorlar televizyonun karşısına, gözleri girdap gibi dönüyor. 

Kah Rusya steplerinin hayalini görüyorlar, kah Tuna'dan atlarına su içiriyorlar, kah Şam'da namaz kılıyorlar... Mekke'ye, Medine'ye, Bağdat'a, Kahire'ye plaka dağıtıyorlar. Kudüs'ü fethediyorlar altı ayda bir, bağıra-çağıra.. Bir çırpıda bozuyorlar ne oyun oynanıyorsa üstümüze. İktidar vuvuzelasını dinleyip çözüyorlar bütün inceliklerini dünya siyasetinin, ne kadar şer güç varsa hepsini hallaç pamuğu gibi atıyorlar. Kitapları çöpe dolduruyorlar. Okumadan alim, yazmadan katip bizim kahramanlar; ellerine su dökmek ne mümkün!?

Önlerine dağ dayanmıyor, Allah'ım! Düşmanla besleniyorlar. Kanunları yok, namus gerekmez onlara. Kan içmeye hazırlar her daim; dişleri bileylenmiş. Linç etmenin şehveti dolaşıyor damarlarında. Kim ki güçsüz, kıyasıya nefret ediyorlar ondan. Düşeni ezmek için yarışıyorlar. Düşmanlıkla nefes alıyorlar. Bir kuşa, bir ağaca, toprağa, taşa, buluta, karıncaya bile düşman olabilirler. 

Hiçbir şey emin değil ellerinden, dillerinden.

Kasırgadan, selden, depremden, çekirge sürüsünden, taş yağmurundan beterler. 

Tahtadan at, tepsiden kalkan, sağandan miğfer...
Her yerdeler Allah'ım, her yerdeler.
Canımızı okuyorlar
.
Medet, ya Rabb-el Alemin!
Sardılar çevremizi;
ne yapsak nafile,
kurtaracaklar bizi!

Kommentare