Haydi! Bizimle Yuvarlan Türkiye


Seçim çalışmalarının başladığı ilk günlerde, üzerindeki kem gözlerin etkisiyle olacak, Reis'te birdenbire hasıl olan tutukluk, milli menfaatlerimizi önceleyen, dini bütün-kalbi selim vatandaşlarımızda endişeye sebep olmuştu. Milletimizin has evlatları bile 'Reis hakikaten doğru-düzgün bir vaatte bulunamıyor' nev'inden itale-i kelama başlamıştı.

Aklı hür, vicdanı hür ve sarsılmaz iman sahibi akil insanlar ise homurdananları teskin etmeye çalışıyordu:

Ne yapsın Reis, diyorlardı: 


Avrupa'nın Amerika'nın hayal bile edemediği köprüler, yollar, barajlar, havalimanları yapılmadı mı?

CHP zihniyetinin sebep olduğu tuvalet pahalılığı giderilmedi mi; hatırlayın 1 milyona gidiyorduk def-i hacet eylemeye yahu?

Hastalarınızı kızağa bindirip köpeklerle çekiyordunuz, şimdi dört tekerlekli ambulanslar kapınıza gelmiyor mu? Eskiden hastane yoktu, doktor yoktu! MR, endoskopi, kolonoskopi, ultrasyon nedir, bilmezdiniz! Hepsini AKP getirmedi mi? Reis'ten önce toplaşır da birbirinizin sağlık sorunlarını dinler, çareler arardınız. Kendi kendinizin doktoruydunuz, yokluktan. Unuttunuz mu?

Suriye gibi mi olmak istiyorsunuz?

15 Temmuz canilerini mi savunuyorsunuz? 

Hepinizin evinde buzdolabı yok mu? 

O Muharrem var ya o Muharrem, memlekette ne var ne yok yıkıverecek vallaha; camiiye bisikletle girdi adam! 

Ezanımız mı dinsin, eyy Ümmet-i Muhammed; ocağımız mı sönsün? 

Her hafta kılıç kuşanıp seyrettiğiniz Diriliş Ertuğrul'dan hiç mi bir şey girmedi kafanıza?

İlle de bir vaat, bir proje beklemeyin; şükredin, hamdedin! 

Diyorlardı; diyorlardı amma yine de kalpler mutmain olmuyordu, olamıyordu.

*

Tam ümitler tükenmek üzereyken, O Yüce İnsan, O Koca Reis sanki göklerden bir karar gelmiş de kalbine ilham olunmuş gibi bakışlarını ufka sapladı, göğsünü gerdi ve gözlerinden ışık saça saça 'Millet Kıraathaneleri açacağız' diye nida etti. Kitap olacak, kek olacak, simit olacak, çay-kahve olacak, internet olacak diye de ekledi. Vatan semasındaki kara bulutlar dağılmaya başladı. Üzerimizden yük kalktı. Rahat bir nefes aldık.

*

Cin şişeden çıkmıştı bir kere, artık Reis'i kim tutsun?
Çılgın projeler ardı ardına gelmeye başladı. Daha Millet Kıraathaneleri fikrinin büyüleyici etkisi, muhalefetin üzerinden dağılmadan, bir proje de bacılarımız, analarımız için geldi.
Şöyle buyurdu kudretli liderimiz:
"Millet Kıraathaneleri yetmez, Millet Bahçeleri açacağız. Anneler! Alacaksınız çoluğunuzu çocuğunuzu yanınıza, gideceksiniz Millet Bahçesi'ne, orada onlarla yatıp yuvarlanacaksınız."
Cefakar milletimizin yüzü, hiçbir ülke liderinin aklının ucundan geçmeyen bu çılgın proje sayesinde, bir kez daha güldü.
Daha ne olsun!?
Umudumuz tazelendi.
 
*

Muharrem İnce de nanoteknoloji, uzay madenciliği, robot beyni, veri mühendisliği, marka yaratma, üretim, ekonomi deyip deyip dursun; biz Millet Kıraathaneleri'nde ilm-u irfan ile meşgul olup Millet Bahçeleri'nde yatıp yuvarlanacağız.

*

Bu projelerden, candan aziz müttefiğimiz Devlet Bahçeli'yi de memnun edecek bir slogan çıkarabiliriz, hatta. Daha önce kendisi 'Bizimle Yürü Türkiye' demişti.
Yeni sloganımız:
Haydi, Bizimle Yuvarlan Türkiye!
Kıraathanedeki keklerin yanına  piskevit de koyarız, yeme de yanında yat!

Yalnız Muhalif

NOT:
Bu blogdaki yazıları takip etmek için yukarıdaki 'abonieren' butonuna basmanız, e-mailinizi vermeniz ve e-mail adresinize gelecek onay linkini tıklamanız yeterli olacaktır.

Kommentare