İNANIRIZ


Damad-ı Şahane Berat Albayrak Hazretleri, muhterem kayınpederine duyulan güveni tebarüz ettirmek sadedinde buyurmuşlar ki: Halkımız, sayın cumhurbaşkanımız aya dört şeritli yol yapacağız derse ona bile inanırız, diyor.

Bakan Bey'in bu açıklaması kamuoyunun bir kesiminde şaşkınlıkla karşılanmış. 'Yok artık o kadar da değil' gibisinden tepki izhar edenler az değil. 

Halbuki nelere inanmadık efendim, neleri coşkuyla alkışlamadık:


Şimon Peres'e 'one minute ulan, senin yaşın kaç? Yaşından başından utan, bir ayağın çukurda' dedi tüylerimiz diken diken oldu, gururlandık. Otuz dakika sonra, tepkim moderatöreydi, İsrail halkına ve sayın Peres'e değil, dedi; hoppalaaa, dedik. Tam o sırada birisi bir mehter verdi; kandık. 

Benim başörtülü bacımı deri pantolonlu, üstü çıplak eşkiyalar güpegündüz kırbaçladı, üzerine def-i hacet etti, dedi, inandık. Camii de içki içtiler, dedi; kafirlerin bunu yaptığından şüphe dahi etmedik. Önümüzdeki cuma görüntüleri yayınlayacağız, diye haykırdı, alkışladık. Beş yüz cuma geçti, hala sabırla bekliyoruz.

301 madenci Soma'da zehirlendi. Bu işin fıtratında var, deyiverdi. Herhalde yani, ne yapsın hökümetimiz, Azrail aleyhisselamı mı durduracak, dedik;  bir miktar yaş döküp sessizce dağıldık. Sonra madenin sahibi mason, dedi; hahh işte şimdi mesele anlaşıldı, dedik. Daha sonra aynı adama santral ihalesi verdi; yalandır, iftiradır diye çıkıştık. 

Evladım, öyle açık açık konuşma, paraları sıfırla. Olmadı Şehrizar'dan -bir koşu- altı daire kap, dedi inanamadık; bunlar dublaj, montaj, kabotaj dedi hemencecik inandık. Sıkışınca bastık küfrü geçtik; çalıyaaa ama çalışıyaa, dedik. 

Benim kriptolu telefonlarımı dinledi bu hainler, dedi. Ortalığı ayağa kaldırdı, biz de ayağa kalktık. Sonra Almanya'nın, Abd'nin yıllardır zaten devletimizin mahrem hatlarını dinlediği anlaşıldı. Büyük devletler yapar öyle şeyler, dedi. Doğrudur, büyük devletlerin hali başka olur, dedik.

Almanya bizi kıskanıyor. Avrupa açlıktan ölüyor. Memlekete göz değmesi an meselesi, dedi. Nazar duaları, kırk bir yasiinler dağıttık. Salat-ı Tefriciyye okuduk. 

Muhterem Hocaefendi Hazretleri, dedi inandık. Hayr-u hasenat için uğraşan fedakar Anadolu insanları dedi, inandık. Sonra haşhaşi bunlar, bunlar sülük, bunlar virüs dedi, yine inandık.

Bu Allah'ın bir lütfudur dedi, mezkur damat yanıbaşında tebessüm ettiydi hani, inandık. Bu alçak bir darbedir, dedi yine inandık. 

Kermeste gözleme satan Emine Bacı'yı, kırk yıllık öğretmen Ahmet Amca'yı, seksen yaşındaki hacıları, ekmeğini yediği iş adamlarını, üç günlük rütbesiz askerleri, harbiyeli talebeleri eli kanlı terörist ilan etti, vardır elbet bir bildiği, suçları yoksa çıkarlar, dedik. 

Marmara Üniversitesi rektörüne 'hele bir arşivi araştır da şu benim diplomayı çıkart' dedi, umutlandık; iki senedir araştırmaların bitmesini dört gözle çekiyoruz. 

Gazze'ye gideceğim, Şam'da namaz kılacağım, dedi inandık. Gidemedi, kılamadı;  yüzüne vurmadık, kınamadık. 

Kardeşim Esed, dedi inandık; katil Esad, dedi yine inandık.

Göklerden geleen bir karar vardır, dedi; amenna çektik.

Hamdolsun, dedi; hamdettik. Şükrolsun, dedi; şükrettik. 

Mavi Marmara'yı biz gönderdik biz, diye kükredi. Aslansın, dedik. Bana mı sordunuz da yardım götürdünüz, dedi;  hiç yani kime sordular da gittiler, dedik.

Boynunu büktü. 'Bu cemaat, bu Barzani, bu PKK, bu Obama beni aldattı' dedi; gözlerimiz yaşardı. Kul hatadan beri olmaz deyu hoşgördük. Sonra 'ne aldanan olduk, ne aldatan olduk' dedi 'herhalde yani reisimizi kimsecikler aldatamaz evvelallah dedik. 

Davutoğlu'na in, dedi, Binali'ye bin, dedi; münasiptir, dedik. 

Gökçek'e kıydı, dinozorlar yetim kaldı; ses etmedik. 

Milletime hizmetkar olmaya geldim, dedi. 1100 odalı saray yaptırdı, yetmedi üç yüz odalı yazlık yaptırmaya koyuldu. İtibardan tasarruf olmaz, dedik. Memnuniyetle öğrendik ki devletimizin çok büyük bir eksiği daha kapatılarak reisimizin toruncukları sıkılmasın diye saraya bir de at binme alanı yapılmış. Gururlandık.

Fabrikası dahi olmayan yerli ve milli uçağımızın göklerde süzüldüğünü söyledi, inandık. Geçenlerde denizaltı yapacağız, istikbal denizin altındadır dedi, bir an tereddüt etmedik. 

Hele bir evet deyin istikrar gelecek, rahmete garkolacaksınız, dedi. Ne demek, tabii ki evet, dedik. Şimdi devletin bekası tehlikede, hemen seçim yapmalıyız, diyor. Saf tuttuk, seçime gidiyoruz. 

Dolara yatırım yapan yaya kalır dediğinde dolar 2.50 TL idi, dolara yatırmadık; dövizimizi bozdurmak için gusledip cihada koşar gibi döviz bürolarına koştuk. Dolar nerdeyse 5 TL oldu. Biraz içerledik ama ses etmedik yine de. Dış güçlerin oyunudur, dedik; dişimizi sıktık. 

Bahçeli ne pis adam, ağzından salyalar akıyor adeta, dedi. Nalet olsun Bahçeli'nin meymenetsiz suratına, dedik. Sonra Bahçeli candır, Bahçeli canandır, dedi; seçim için ittifak eylediler. Biz de varızzz, diye haykırdık.

Zonguldak'a, Isparta'ya biz üniversite yaptık da millet cehaletten kurtuldu. Ahh dostlar ahh, eskiden üniversite mi vardı, dedi; sadece alkışlamadık, tezahürat da yaptık. 

***

Ezcümle, bakan beyin naklettiği vakıa doğrudur. Nelere inanmadık ki biz?! İnandıklarımız, inanacaklarımızın teminatıdır. 

Yalnız Muhalif

Kommentare

  1. Bugün seçim afişleri gördüm. Yerli otomobil için Ak parti yazıyordu. İnanıyoruz yağv. Yapmayın böyle şeyler :) Nazende..

    AntwortenLöschen

Kommentar veröffentlichen