Metin Balkanlıoğlu'nu Nasıl Biliriz!?



Cübbeliydi.

Sarıklıydı.

Sakallıydı.

Saray soytarısıydı.

Ucuz nutuklar atardı.

Elini kolunu rakkaseler gibi kıvırarak türlü pozlara bürünür, camii kürsülerinden vaazlar ederdi. Kaşı-gözü ayrı oynardı konuşurken. Kendi mahallesinden olmayan kim varsa saldırırdı, alay ederdi, lakap takardı, hedef gösterirdi. Üslubunda bir din aliminin nezahetinden eser yoktu.

Kalbini dine ısındırdıklarından çok dinden soğuttuğu vardı.

Kindardı; halkın arasına nifak sokmaktan geri durmazdı.

İftiracıydı.

Hazımsızdı.

Militandı.


*

Milletin parasını evindeki ayakkabı kutularına istifleyenlere çıt çıkarmadı.

Peygamber kibre kapıldı, diyenlere ağzını açmadı.

Bakara-makara diye Kur'an'la alay edenlere ses etmedi.

İsrafa, şatafata gömülen sözümona müslümanlara had bildirmedi.

Dibine kadar batmıştı siyaset çamuruna. Kendi saflarından çıkan zalimleri alkışlamaktan avuçları patladı.

Suç şahsidir, diyemedi.

Çocuklar masumdur, diyemedi. 

Filistin'e, Arakan'a ağlardı da kendi memleketinin mazlumları için gözünden tek damla yaş akmazdı. Kendi hizbinden olmayanların ahlarını musiki gibi dinlerdi.

Müslümanın malını müslümana ganimet ilan etmişti. Masumların üzerine kalabalıkları galeyana getirmişti. Yeri gelince hakim, yeri gelince savcı oldu. Hırsızlara avukatlık yapmakta da pek mahirdi. Anlayacağınız tek başına adalet sarayı gibi adamdı.

IŞİD zihniyetinin Türkiye temsilcisiydi.


*

Koftu.

Boştu.

Hamdı.

Yobazdı.

Alimdi-malimdi deyip arkasından ah-u vah edenlere aldanmayın; tek numarası iktidar şakşakçılığıydı.


*


Fakat, ne yalan söyleyeyim, ölüm şekli şaşırttı beni.

Kalp krizinden ölmüş; ben, dokuz battaniye parçalamadan ölmez sanırdım.



Yalnız Muhalif

NOT:
Bu blogdaki yazıları takip etmek için yukarıdaki 'abonieren' butonuna basmanız, e-mailinizi vermeniz ve e-mail adresinize gelecek onay linkini tıklamanız yeterli olacaktır.


Kommentare