Reichstag Yangını: Almanya Meclisini Kim Yaktı?



Almanya, Birinci Dünya Savaşı'ndan büyük bir yenilgiyle çıkmıştı. İmzalanan barış antlaşması tarihin gördüğü en ağır antlaşmalardan biriydi. Alman halkının milli onuru ayaklar altına alınmış ve ülke tamamıyla çökertilmişti. İmparatorluk yıkılmıştı. Ülkeye demokrasinin hakim kılınmaya çalışıldığı 1920'li yıllar tam bir kargaşa içinde geçmiş, siyasi çekişmeler halkı iyice bunaltmıştı. Üstüne, 1929 yılında patlayan ve bütün dünyayı etkisi altına alan ekonomik buhran eklenince Alman halkının gözleri bir kurtarıcı arar olmuştu.

1920'li yılların bu karmakarışık siyasi ortamı, yeni bir lideri Almanya'nın önüne getirmişti. Adolf Hitler, 1921 yılında genel başkanı olduğu Alman Sosyalist İşçi Partisi'ni (NSDAP) hızla büyütmüştü. Hitler, bir propaganda dahisiydi, müthiş bir hatipti. Bavyera bölgesinin hakimiyetini ele geçirmek amacıyla 8-9 Kasım 1923 günü tertip ettiği başarısız darbe girişimini bile lehine çevirmeyi başarmıştı. 1924 yılında önüne çıkartıldığı mahkemeyi milliyetçi fikirlerini halka duyurmak için kullandı. Açıkça suçlu olmasına rağmen halkın kendisine duyduğu teveccüh artmıştı. Beş yıl hapis cezası aldı fakat dokuz ay zindanda kaldıktan sonra salıverildi. Kaldığı hücrede meşhur kitabı Kavgam (Mein Kampf)'ı kaleme aldı. Kitabında, halkın kendisine duyduğu hayranlığı işaretlemesi bakımından şu cümleler çok çarpıcıdır:

''Parti propagandası yapmak üzere birahanelere (Kneipe) ziyaretler yapıyordum. Bir birahaneye girip masanın üzerine çıkıyor ve yarım saat konuşuyordum. Konuşmanın ardından orada bulunan herkes NSDAP (Nazi partisi)'e üye oluyordu.'' 

Hitler, hapisaneden çıktıktan sonra söylemini değiştirdi. Artık demokrasiye inandığını vurguluyor, ikidara darbeyle değil barışçı yollarla ulaşmayı arzuladıklarını ifade ediyordu.

Evet, Almanya kurtarıcısını bulmuştu.

Adolf Hitler


14 Eylül 1930 tarihinde yapılan seçimlerde Hitler'in partisi %18.3 oy alarak ikinci parti oldu. Sosyal Demokrat Parti (SPD) %24.5 oy alarak birinci parti olmayı başarmış, Komünist partinin oyları ise %13'te kalmıştı. Ancak ortaya çıkan manzara hiçbir partinin tek başına iktidar olmasına müsaade etmiyordu. Siyasi buhran gittikçe derinleşti ve Alman meclisi yeniden seçim kararı almak zorunda kaldı. 31 Temmuz 1932'de yapılan seçimlerde Nazi partisi %37 oy alarak birinci olmayı başardı. Tek başına iktidar yine gerçekleşmemişti ama Hitler seçimin kesin galibiydi. Hitler, ezilmiş Alman milletine kurtuluş vadediyordu; dış borçları ödeyecek, işsizliğe çözüm bulacaktı ve ülkeyi yeniden imar edecekti. Yahudi zenginleri hedef gösteriyor, onları ülkenin kanını emen sülükler olarak tanımlıyordu. Almanya meclisindeki diğer partiler yeni bir seçim için bastırdılar. Seçimler 6 Kasım 1932'de yenilendi. Hitler oy kaybetmişti. Yeni oy oranı %33.1'di. Nazi partisi istediği neticeyi bir türlü elde edemiyordu. Cumhurbaşkanı Hindenburg, hükümeti kurma görevini Adolf  Hitler'e tevdi etti. Hitler, küçük sağ partilerden birini yanına alarak  seçim hükümeti kurdu. Seçimler için belirlenen yeni tarih 5 Mart 1933'tü. Son seçimlerde oylarının düşmesi Hitler'in canını sıkmıştı. Ayrıca Almanya genelinde komünistler grev ve gösteri kararı almışlardı. Hitler'e bir kıvılcım lazımdı; Alman milletinin makus talihini değiştirecek 'göklerden gelen bir karar' lazımdı.

Yanan Alman Meclisinden Bir Görüntü-1933


'Tanrı'nın lütfu', seçimlere bir hafta kala yetişti. 27 Şubat 1933 gecesi Almanya dehşetle sarsıldı. Alman Meclisi yanıyordu. Alman milletinin iradesini temsil eden meclis kundaklanmış alevler içinde kalmıştı. Meclis aynı anda bir kaç noktadan yanmaya başlamıştı ancak olay yerinde tek bir kişi yakalandı. Yakalanan kişinin adı Marinus van der Lubbe idi. Hollandalı saldırgan 24 yaşındaydı. Almanya'da yaşamıyordu. Tahkikat safhasında anlaşılacaktı ki meclis binasını bile doğru düzgün tanımıyordu. Lubbe, ilk sorgusunda komünist olduğunu itiraf etti. Herkes şaşkınlık içindeyken, Hitler'in dudak kıvrımlarına belli-belirsiz bir tebessüm yerleşiyordu. Hemen harekete geçerek yanan meclis binasının önüne gitti ve bir miting düzenledi. Korku içinde etrafına toplanan halka, çok sert bir konuşmayla gerekli mesajları iletti. Konuşmasında şöyle diyordu:

''Artık merhamet yok! Önümüze kim çıkarsa, kafasını keseceğiz. Alman halkı artık yumuşak tepkiler vermeye tahammül gösteremez. Her komünist militan nerede görülürse vurulacak. Komünist milletvekilleri hemen bu gece asılmalı. Komünist ideoloji bu topraklardan tamamen sökülüp atılmalıdır. Bu isyan hareketine katılan, destek sağlayan sosyal demokratlara da acımayacağız.''

Ertesi gün Cumhurbaşkanı Hindenburg'un imzaladığı kararnameyle bütün temel haklar ve özgürlükler askıya alındı. Şansölye sıfatıyla yeni döneme Hitler nezaret edecek ve ülkeyi seçime götürecekti. OHAL ilan edilmişti. Meclis devre dışı bırakılmıştı.  Polise sebep göstermeden gözaltına alma yetkisi verildi. Kısa sürede komünistlerin önde gelen fikir adamları, gazeteciler ve muhalif önderler tutuklandı.

Bu şartlar altında yapılan 5 Mart 1933 seçimlerinde Nazi partisi %43.9 oy aldı. Sosyal demokratların (SPD) oyu %18'e düştü ve Komünistler  %12'de kaldı. Artık Hitler tek başına iktidar olmuştu. Fakat her şey daha yeni başlıyordu. Hitler bütün siyasi rakiplerini meclis yangınıyla alakalı gösterip, olağanüstü hal şartlarından faydalanarak yüz binden fazla insanı zindanlara doldurdu. Siyasi partileri kapattı. 12 Kasım 1933'te yeniden seçim yaptı. Bu kez seçime katılan tek yasal parti Hitler'in NSDAP'siydi. Sonuç: %92 oyla iktidar.


Hitler Miting Meydanında


Meclisi kundaklayan Marinus van der Lubbe, 21 Eylül 1933'te başlayan mahkemelerde yargılandı. Her duruşmaya bir öncekinden daha bitkin ve çökmüş olarak gelen Lubbe, mahkeme heyetinin sorduğu soruları tek kelimelik cevaplarla geçiştiriyor ve cümle bile kuramıyordu. Akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair mahkemeye sunulan bilirkişi raporu, olayın üzerinden seksen beş yıl geçmesine rağmen hala kayıptır. Marinus, 10 Ocak 1934 tarihinde idam edildi. Marinus'un kardeşi 1980 senesinde kardeşinin yeniden yargılanması için Berlin mahkemelerine başvurdu. Mahkeme, Nazi döneminde yapılan yargılamaları hükümsüz sayarak Marinus'u beraat ettirdi. Geçtiğimiz yüzyılın en önemli olaylarından birinin faili sayılan bu gizemli gencin memleketi Leiden'de, bir sokağa adı verilmiş ve heykeli dikilmiştir. Meclisin kundaklanması ise hiçbir zaman bütün soru işaretlerini yokedecek biçimde aydınlatılamamıştır.

Marinus van der Lubbe Duruşma Sırasında


Lubbe, bütün duruşmalarda bitkin ve başı daima kucağında

1933 senesinde Alman meclisinde çıkan yangın Adolf Hitler'i tek başına iktidara taşımıştır. 1934 yılında Cumhurbaşkanı Hindenburg'un ölümü üzerine Hitler, cumhurbaşkanlığı yetkilerini de kendisinde toplayarak Almanya'nın ebedi Führer'i (Lider, Reis) olmuş ve bütün siyasi rakiplerini  toplama kamplarına göndermiştir. Buchenwald'de, 1937 senesinde, Almanya'nın ilk toplama kamplarından biri kurularak siyasi suçlular buraya nakledilmiştir. Kampın kapısına ise şu cümle yazılmıştır: Herkes hakettiğini bulur!

1937'de açılan Buchenwald toplama kampının kapısındaki yazı: ''Herkes Hakettiğini Bulur''



Harabe Halindeki Berlin'de Sovyet Bayrağı-1945




Hikayenin sonu malumdur: Hitler, çılgın fikirlerini hayata geçirmek için çıkarttığı İkinci Dünya Savaşı ile Avrupa'yı kan gölüne çevirmiştir. Kırk milyon insan hayatını kaybetmiş, başta Almanya olmak üzere pek çok Avrupa ülkesi harap düşmüştür. Savaşın mağlubiyetle neticeleneceğini anlayan komutanları, kendisine binlerce sivilin yok yere ölmemesi için teslim olmayı teklif ettiğinde Führer hiddetle gerildi. Dudaklarından kan donduran şu cümleler dökülüyordu:

''Asla teslim olmayacağız. Halk ölmeyi haketti; bizi onlar seçtiler.''

Ve 30 Nisan 1945'te Almanya'nın savaşı tamamen kaybettiğini ve Rusların Berlin'e girmek üzere olduğunu öğrenen Hitler, cesedinin yakılmasını emrettikten sonra karısıyla birlikte sığınağında intihar etmiştir. Önce köpeğini öldüren Hitler, karısının intiharını seyretmiş ve siyanür içtikten sonra kesin bir ölüm için kafasına ateş ederek hayatına son vermiştir. Cesedi askerler tarafından sığınağın önünde açılan bir çukurda benzinle yakılmıştır. Alevlerle iktidara gelen Führer, yine alevler içinde devrilmiştir. Hitler'in cesedinden yükselen duman, ağır bombardıman altındaki Alman şehirlerinden tüten dumanlara karışarak uçup gitmiştir.


Yalnız Muhalif

 NOT:
Bu blogdaki yazıları takip etmek için yukarıdaki 'abonieren' butonuna basmanız, e-mailinizi vermeniz ve e-mail adresinize gelecek onay linkini tıklamanız yeterli olacaktır.


Kommentare

Kommentar veröffentlichen