Aman Tanrım! Hiç Mağduriyet Yok


Ümmetimizin medar-ı iftiharı, milletimizin gözünün nuru reisimiz, son günlerde gerçekten zor durumda. Almanya'nın nazarı, Fransa'nın hasedi, İspanya'nın gıptası, ABD'nin papaz büyüsü, netice vermeye başladı sanki. Memleket siyasetinde bir tutukluk hakim uzun süredir. Ne zencefilli somonlu suşide eski tad var, ne de chia tohumu eşliğinde sunulan ejder suyunda eski ferahlık. 


Enflasyon aldı başını gidiyor; düşük çıksın diye hesap sepetine tenis topu ve at nalı koymak akledilememiş olsaydı halimiz nice olurdu kimbilir! Enflasyon canavarı ejderha gibi ağzından-burnundan ateş püskürüyor milletin üzerine. Tuvalet kağıdı bile 60 TL'ye dayandı. Oysa reisimiz enflasyon düşecek; hele bir oy verin, göreceksiniz nasıl mücadele edeceğim enflasyonla, demişti.
Faizler yüzde otuza dayandı. Bankadan kredi alacağına Afrika'daki elmas madenlerine köle yazıl daha iyi, handiyse. Oysa reisimiz mübarek göğsünü aziz vatanımızın havasıyla doldurup şişirerek 'Faizzz enflasyonun sebebidir, faiz her kötülüğün anasıdır. Merkez Bankası sakın ola faiz yükseltmeye kalkışma' demişti. Yazıklar olsun ki merkez bankası tınmadı. 


Ekonomi düzelsin diye ekonomimize savaş açtığı söylenen ABD'den şirket getirdik, bakanları denetlemek üzere. Maliye ve Hazineden sorumlu ve bu aralar epey bir sorunlu bakanımız, Damat Berat Albayrak Hazretleri, kim ki bu şirkete karşı çıkar, biline ki ya haindir ya cahil, dedi. Hiç beklemiyorduk, reis karşı çıktı iyi mi?!  Meğer önceden beri bu icraatı hazmedememiş ama içine atmış, tartışma çıkmasın diye. Tabii, bastır bastır, nereye kadar? Sonunda patladı volkan gibi o büyük insan. Şirket tasını tarağını topladı hem'an! Yandaş yazarlar, ABD'li şirketi yere göğe sığdıramadıkları köşe yazılarını itinayla sildiler köşelerinden.

İsrail, Fransa, Almanya gibi ülkelere çektiği "Eyyy Eyyy"ler hızla "hey hey de hey hey" e dönüşen reisimizin, son olarak ABD'ye çektiği "Eyyy"in kaderi de aynı oldu. Uluslararası terörist, komplocu, entrikacı filan ilan ettiğimiz, Irak Savaşı'nın komutanları arasında gösterdiğimiz Pastör Brunson'u tehditlere dayanamayarak ABD'ye gönderdik. Adamın kafasına kırmızı kurdele bağlayıp hediye paketi yapmadığımız kaldı bir tek yavv.  Oysa iç ve dış siyaset alanında dahi olan reisimiz "Bu fakir bu makamda oldukça o teröristi alamazsınız" demişti. Şimdi ortalık süt liman. Trump, fidye vermediklerini ve pazarlık yapmadıklarını açıkladıktan sonra, cumhurbaşkanımıza teşekkürlerini sundu. Mevlüt Çavuşoğlu'nun da son derece sarih olarak ifade ettiği gibi, ABD, Türkiye'ye baskıyla bir şey yaptırılamayacağını anladı. Manzarayı seyrederken gayr-i ihtiyari, çatır çutur kırılan Iphone görüntüleri geliyor insanın gözünün önüne; şööyyylee film şeridi gibi geçiyor.

Üst üste gelen bu küçük aksilikler birikip, o raddeye dayandı ki, ahali içinde homurtular başgösterdi. Hatta vatanımızın teminatı, genç aktroller arasında bile kıvırmaya bağlı bel ağrısından mütevellid rahatsızlıklar dillendiriliyor. Bu darboğazdan çıkışın tek yolu, koca reisimizin bir an evvel bir mağduriyet bularak halkımızı etrafında toplaması, ama ufukta görünen herhangi bir mağduriyet de yok!

Ben, şahsen, Yunanistan'a kadar gelip kapımıza dayanan, Kırbaç Kasırgası'ndan çok ümitliydim. Ne talihsizlik ki, o bile yolunu değiştirdi.
Acilen bir mağduriyet bulunamazsa durum vahim; benden söylemesi. Bütün muhalefet partilerini ve Sayın Dr. Devlet Bahçeli'yi acilen göreve çağırıyorum; Yılmaz Özdil'le Uğur Dündar da kafa kafaya verip bir şeyler düşünsünler. Haydi, kolay gelsin; memleket hizmet bekliyor!

Yalnız Muhalif / 16 Ekim 2018

Kommentare